|
WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.
Aradığınız tam cümleyi bulamadık. "meeting" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir. Ayrıca bakınız: staff
WordReference English-Turkish Dictionary © 2025: Temel Çeviriler |
meeting n | (assembly of people) | toplantı, oturum i. |
| | buluşma, görüşme i. |
| | miting i. |
| The community meeting lasted for two hours. |
| Toplantı iki saat sürdü. |
| Buluşmaya gelmediğin için eski arkadaşlarını göremedin. |
| Hükümetin para politikasını eleştirmek için bir miting düzenlediler. |
meeting n | (business discussion) (iş) | toplantı, görüşme i. |
| The meeting about the new project is at four o'clock. |
| Yeni proje ile ilgili toplantı saat dörtte başlayacak. |
meeting n | (encounter) | rastlaşma, karşılaşma i. |
| The chance meeting between his new wife and his ex-girlfriend made him nervous. |
Ek Çeviriler |
meeting n | (religious event for prayer or worship) (dini) | toplantı i. |
| There will be a Quaker meeting for worship in the hall this morning. |
meeting n | (persons assembled) | cemaat i. |
| The meeting included a few farmers and some shopkeepers. |
meeting n | (junction) | kavşak, yol ağzı i. |
| | birleşme i. |
| A town grew at the meeting of the two roads. |
WordReference English-Turkish Dictionary © 2025: Temel Çeviriler |
meet [sb]⇒ vtr | (encounter: [sb]) | buluşmak, görüşmek f. |
| | karşılaşmak, rastlamak f. |
| I met someone today who said he knew you. |
meet [sb] vtr | (get together with) (birisiyle) | buluşmak geçişsiz f. |
| | bir araya gelmek geçişsiz f. |
| | görüşmek geçişsiz f. |
| She's meeting her friends at the cinema. |
meet [sb] vtr | (greet [sb]) (birisini) | karşılamak geçişli f. |
| Will you come and meet me at the bus stop? |
meet [sth]⇒ vtr | (greet: a flight, etc.) (bir şeyi) | karşılamak geçişli f. |
| The whole family will meet our flight at the airport. |
meet [sb]⇒ vtr | (be introduced) | tanıştırmak geçişli f. |
| I'd like you to meet my friend James. |
meet⇒ vi | (become acquainted) | tanışmak f. |
| My partner and I met at the wedding of a mutual friend. |
meet vi | (get together) | buluşmak geçişsiz f. |
| Where would you like us to meet? |
Ek Çeviriler |
meet (US), meetup (UK) n | (convention, get-together) | toplantı i. |
| There will be a motorcycle meet at the park on Saturday. |
meet (US), meeting (UK) n | (sports: contest) (sporda) | müsabaka i. |
| My track team has a meet this weekend. |
| Atletizm takımımın bu haftasonu müsabakası var. |
meet vi | (collide) | çarpışmak geçişsiz f. |
| The speeding cars met in a loud crash. |
meet vi | (assemble) | toplanmak geçişsiz f. |
| | toplantı yapmak f. |
| The union will meet on Tuesday. |
meet vi | (form a junction) (yol, vb.) | kesişmek geçişsiz f. |
| There is a stop sign where the roads meet. |
meet vi | (clash, fight) | çarpışmak, savaşmak f. |
| Many men died when the two armies met. |
meet [sth]⇒ vtr | (encounter: [sth]) | yüz yüze gelmek f. |
| | karşı karşıya kalmak f. |
| | karşılaşmak f. |
| The traveller meets a strange sight as he enters the city. |
meet [sth] vtr | (join with) | birleşmek f. |
| | buluşmak f. |
| There is a blockage at the point where the pipe meets the main line. |
meet [sth/sb]⇒ vtr | (face directly) (takımlar, vb.) | karşı karşıya gelmek, karşılaşmak f. |
| Dartmouth will meet Princeton for the championship. |
meet [sth/sb] vtr | (contest with) (düşmanla, vb.) | karşı karşıya gelmek f. |
| The allied forces met their enemy on the fields of northern France. |
meet [sth]⇒ vtr | (cope with) | uğraşmak, meşgul olmak geçişli f. |
| | ele almak geçişli f. |
| I'll meet that problem later. For now, I have to do this job. |
meet [sth] vtr | (satisfy) (beklentileri, vb.) | karşılamak geçişli f. |
| The employee's performance did not meet his manager's expectations. | | The project team are struggling to meet their objectives due to a lack of effort on the part of some members. |
meet [sth] vtr | (conform with) (standartları, vb.) | karşılamak geçişli f. |
| | uymak, uygun olmak f. |
| This process does not meet quality standards. |
WordReference English-Turkish Dictionary © 2025: Deyimsel fiiller meet | meeting |
meet up vi phrasal | informal (get together informally, socialize) | toplanmak f. |
| | bir araya gelmek f. |
| | buluşmak f. |
| I wish I could see my friends more often, but it's hard to find a time when we can all meet up. |
meet up with [sb] vi phrasal + prep | informal (see socially) | (birisiyle) buluşmak f. |
| | rastlaşmak, tesadüfen karşılaşmak f. |
| I'll meet up with you again tonight. |
meet with [sth] vtr phrasal insep | (response) (tepki, vb.) | ile karşılaşmak f. |
| The president's speech to Congress met with mixed reactions; one party cheered, the other booed. |
meet with [sth] vtr phrasal insep | (experience) | karşılaşmak f. |
| | rastlamak f. |
| He met with an accident on his way to the court. |
meet with [sth] vtr phrasal insep | (conform to: standards, etc.) | uymak f. |
| We were forced to sack Pete because his work did not meet with our standards. |
WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:
|
|